Yapı Kredi Plaza, Levent İstanbul
+905426086544
info@kurtandpartners.com

İşe İade Davalarında Yargılama Giderleri

İşe İade Davalarında Yargılama Giderleri

İzzet Gürler - Ömer Yazıcı N

1. Giriş ve Konunun Tespiti

Bilindiği üzere; işveren geçerli bir nedene dayanmaksızın bir çalışanının iş akdini feshettiği takdirde İş Kanunu’nda (“Kanun”) aranan şartların varlığı halinde çalışan tarafından Kanunun iş güvencesi hükümlerine göre işe iade davası açılabilmektedir. İşe iade davası neticesinde mahkemece feshin geçerli olup olmadığı tespit edilmektedir. Kararın hüküm kısmında feshe ilişkin söz konusu tespitin yanında, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin de tespiti yapılmaktadır. Ancak bu kısma ilişkin hüküm dahi bir edayı içermemektedir. Nitekim, işe iadenin gerçekleşmemesi halinde, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin ilamlı icra takibine konu olamayacağı ve ancak ilamsız icra yoluyla takip edilebileceği noktasında kural olarak herhangi bir tartışma bulunmamaktadır.

Diğer taraftan işe iade davaları sonunda verilen tespit kararındaki yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin ilamlı icraya konu olup olmayacağı noktasında uygulamada bir istikrarsızlık söz konusudur. Uygulamada, söz konusu davalarda verilen hüküm kesinleşmeksizin yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin ilamlı icra takibine konu edildiği ve bu kapsamdaki takip taleplerinin icra dairelerince işleme konulduğu görülmektedir.

Bu noktada asıl problem söz konusu alacakların ilamlı icra takibine konulması halinde tehir-i icra taleplerinin karara bağlanmasında ortaya çıkmaktadır.  İşe iade davalarında verilen kararlara karşı tehir-i icra talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurulduğunda bölge adliye mahkemelerinden icranın geri bırakılması hususunda birbirine zıt kararlar verilebilmektedir. Kimi kararlarda yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hakkında başlatılan ilamlı icra takibinin geri bırakılmasına karar verilirken, kimi kararlarda ise işe iade hükmü kesinleşmeksizin vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin takip konusu yapılamayacağından bahisle bölge adliye mahkemelerinden tehir-i icra kararı istemekte hukukî yarar bulunmadığı, böyle icra takiplerine karşı icra mahkemesine şikâyet başvurusunda bulunulması gerektiği ifade edilmekte ve tehir-i icra talebi reddedilmektedir.

İşte bu yazımızda, Yargıtay kararları ışığında, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin ilamlı icra takibine konu edilip edilemeyeceğini ve böyle bir durumda yapılması gereken işlemleri açıklamaya çalışacağız.

2. Konu Özelinde Önem Arz Eden Noktalar

2.1 Tespit Hükümleri İlamlı İcra Takibine Konu Edilemez

İşe iade davalarında verilen hüküm edaya ilişkin olmayıp feshin geçersizliği ile işe başlatmama tazminatının ve boşta geçen süre ücretinin tespitine ilişkin bir tespit hükmüdür. Tespit hükümlerinin ilamlı icra takibine konu edilemeyeceği ise Yargıtay’ın yerleşik içtihadıdır. Kaldı ki bir hususun tespit edilmesine ilişkin hükmün eda hükümleri gibi icraya konu edilmesi yani icra kanalı uygulatılması da zaten mümkün değildir; söz konusu husus mahkemece tespit edilmekle işlem tükenmektedir. Fakat bunun yanında, hükmün yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin kısmı eda hükmünü içermektedir. Bu makalemize konu ettiğimiz sorun da bu noktadan kaynaklanmaktadır.

2.2 Vekâlet Ücreti ve Yargılama Giderleri Hükmün Ferileri Olup İcra Edilebilirlikleri Hükmün Esas Kısmına Bağlıdır

Bir tespit davasında yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hakkında verilen karar, hükümde yer alan yan edimler ya da hükmün ferileri olarak değerlendirilir. Dolayısıyla icra edilebilirlikleri açısından kaderleri hükmün esas kısmına, bir başka deyişle esas uyuşmazlık hakkında verilen kararın icra edilebilirliğine bağlıdır. Bu açıklamadan hareketle, tespit davalarında yan edim olan yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de hüküm kesinleşmeden takibe konu edilmesi mümkün değildir.

Nitekim Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarında da bu durum yukarıda açıkladığımız şekliyle vurgulanmaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2018/4072 E. 2018/9696 K. sayılı ve 11.10.2018 tarihli kararında; “Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda… eda hükmü içermediğini, tespit hükmü niteliğinde olduğunu… icra takibine konu edilemeyeceğini, ayrıca tespite dair ilam kesinleşmeden vekalet ücretinin istenemeyeceğini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği… görülmüştür.

İlgili yasa maddeleri ile yasa koyucu hangi belgelere dayanılarak … icra takibi yapılabileceğini önemine binaen titizlikle düzenlemiş, gerekli gördüğü yerlerde bunu özel kanunlarla belirleyip sınırlandırmıştır. Burada göz ardı edilmemesi gereken husus ise maddede yer verilen ilamların, icrası yorum gerektirmeyecek şekilde açık eda hükmü taşıyan ilamlar olduğu noktasıdır. Bu sebeple eda hükmü içermeyen “tespite” dair ilamlar icra takibine konu edilemez. Ancak, kesinleşmeleri halinde bu ilamlardaki vekalet ücreti ve yargılama giderine dair likit miktarların … icra yolu ile infazı mümkündür.

Bu durumda … kesinleşmeleri halinde likit olan yargılama giderleri ve vekalet ücreti kalemlerinin istenebilmesi dışında … icra takibi yolu ile infazı mümkün değildir. Somut olayda, …, takip tarihinde henüz kesinleşmediği de anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece, şikâyetin kabulüyle takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikâyetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.” tespitinde bulunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2018/2723 E. 2019/399 K. sayılı ve 6.3.2019 tarihli kararında;

“İlgili yasa maddeleri ile yasa koyucu hangi belgelere dayanılarak ilamlı icra takibi yapılabileceğini önemine binaen titizlikle düzenlemiş, gerekli gördüğü yerlerde bunu özel kanunlarla belirleyip sınırlandırmıştır. Burada göz ardı edilmemesi gereken husus ise maddede yer verilen ilamların, icrası yorum gerektirmeyecek şekilde açık eda hükmü taşıyan ilamlar olduğu noktasıdır. Bu nedenle eda hükmü içermeyen “tespite” ilişkin ilamlar icra takibine konu edilemez. Ancak, kesinleşmeleri halinde bu ilamlardaki vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin likit miktarların ilamlı icra yolu ile infazı mümkündür.”

denilmek suretiyle;

  • Tespite ilişkin hükümlerin hiçbir şekilde ilamlı icraya konu olamayacağı,
  • Bir tespit hükmüne konu kalemlerin ferisi konumundaki yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin, ilk derece mahkemesi kararı kesinleşmeksizin ilamlı icra takibine konu edilemeyeceği

hususları açık şekilde ifade edilmiştir.

Yukarıdaki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında da vurgulandığı üzere tespit hükümlerin yer alan yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin kısmın hüküm kesinleşmeksizin ilamlı icra takibine konulması hukuka aykırıdır.

3. Tespit Hükmüyle Birlikte Belirlenen Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücretinin İlamlı İcraya Konulması Durumunda İzlenecek Yol

Tespit hükmüyle birlikte belirlenen yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin bir takip talebinde bulunulduğunda, bu talebin icra müdürlüğünce reddi gerekmektedir. Ancak aksi durumla uygulamada sık sık karşılaşılmakta ve aleyhine tespit hükmü kurulan tarafa karşı belirtilen nitelikteki takip taleplerine istinaden ödeme emri gönderilmektedir. Hatta bunun da ötesinde, buradaki hukuka aykırılık fark edilmeksizin, teminatın yatırılması kaydıyla bölge adliye mahkemelerince böyle icra takiplerinin geri bırakılmasına dahi karar verilebilmektedir.

İcra İflâs Kanunu m. 16 hükmü ile icra organlarının işlemlerinin hukuka uygunluğunun sağlanması amacıyla şikâyet kurumu düzenlenmiştir. Bu yolla icra dairelerinin hukuka uygun olmayan işlemlerinin iptali amaçlanır. Aynı maddeye göre icra dairelerinin kanuna muhalif işlemleri şikâyet üzerine iptal edilir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca borçlunun menfaatini korumak için konulmuş hükümlere aykırı işlemler, kamu düzenine aykırı işlemlerdir. Yine bilindiği üzere, kamu düzenine aykırı işlemler süresiz olarak şikâyete tabidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/2200 E. 2015/1223 K. sayılı ve 17.04.2015 tarihli kararında;

“…kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı süresiz şikâyet yoluna gidilebilir. Bu husus kanunda yazılı değildir. Ancak, doktrin ve Yargıtay, kamu düzenine ilişkin hususlarda, şikâyetin süreye tâbi olmadığını kabul etmiş ve bu ilke uygulamada yerleşmiştir.”

denilerek bu husus açıklanmıştır.

Kamu düzenine aykırı işlemlerden bazıları da borçlunun menfaatini korumak için konulmuş hükümlere aykırı işlemlerdir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/2200 E. 2015/1223 K. 17.04.2015 T.) Kamu düzenine aykırı olan bu gibi işlemlere karşı her zaman (icra takibi bitinceye kadar) şikâyet yoluna gidilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Bası, Ankara 2013 s. 109).

Kesinleşmeden ilamlı icraya konulamayacak kararların kanun koyucu ve Yargıtayca tespit edilmesinin başlıca nedenlerinden birinin “borçlunun menfaatini korumak” olduğu izahtan varestedir. Bu nedenle, tespit hükmüyle birlikte verilen yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin kararın da hüküm kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu edilmesi borçlunun menfaatlerini ihlâl eder niteliktedir. Böyle icra takipleri aleyhine süresiz olarak şikâyet başvurusu yoluna gidilebilmeli ve takip icra mahkemesince iptal edilmelidir.

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/2200 E. 2015/1223 K. 17.04.2015 T. kararında;

“Kesinleşmeden icraya konulamayacak bir ilâm, kesinleşmeden icraya konulursa, borçlu buna karşı icra mahkemesinde şikâyet yoluna başvurabilir. Bu şikâyet üzerine, icra mahkemesi, ilamlı takibin iptaline karar verir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 926, 927). İlamın kesinleşmeden icraya konulduğuna ilişkin şikâyet, kamu düzenine ilişkin olduğundan, süreye tabi değildir, süresiz şikâyet yoluna başvurulabilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, C. 3, 3. baskı, İstanbul 1993, s. 2224; Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 921, dipnot 31).

Hal böyle olunca, yerel mahkemece kesinleşmeden infaz edilemeyecek bir ilamın icraya konulması durumunda bu hususun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen göz önüne alınarak takibin iptaline karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olup, yerel mahkeme kararının onanması gerekir.”

denilmek suretiyle kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu edilemeyecek kalemlerin ilamlı icra takibine konulmasının kamu düzenine aykırı olduğu açıkça belirtilmiştir.

4. Sonuç

İşe iade davası sonunda verilen hüküm bir tespit hükmüdür. İşe iade davasında kurulan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine ilişkin hükümlerin yer aldığı ilâm, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 350/2 maddesine ve Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarına göre ilamlı icra takibine konu edilemez. Ayrıca, tespit hükümleriyle birlikte verilen yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin kararın da kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu edilmesi hukuka uygun değildir. Kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu edilemeyecek bir alacak hakkında icra dairelerince ödeme emri düzenlenmesi ve icra takibi başlatılması kamu düzenine aykırıdır. Kamu düzenine aykırı icra işlemleri süresiz şikâyete yoluna tâbidir. Böyle icra işlemleri, haklarında şikâyet yoluna başvurulmakla icra mahkemelerince iptal edilmelidir.

Izzet-Gurler-N

İzzet Gürler

Avukat, LLM

izzet.gurler@kurtandpartners.com

Ömer Yazıcı

Stajyer Avukat

omer.yazici@kurtandpartners.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir