Yapı Kredi Plaza, Levent İstanbul
+905426086544

Eserler Üzerinde Hak Sahipliği

Eserler Üzerinde Hak Sahipliği

cezai şart

Eserler Üzerinde Hak Sahipliği

Giriş

Gelişen teknoloji ile artan üretim ve yayım hızına bağlı olarak eser sahipliği ve haklarının tesisi ve korunması büyük önem taşımaktadır. Özellikle akıllı telefon ve tabletlerin yaygın kullanımı ile aplikasyon ve oyunların artış hızı çok çarpıcı rakamlar ortaya koyuyor. Ülkemizde sadece oyun eserlerine ilişkin tescil sayısı 2021 yılı Nisan ayında 2995 iken, 2022 yılının aynı ayında bu sayı 23.245 olarak yaklaşık 9 kat artış göstermiştir. Her biri birer eser olarak kabul edilen bu uygulama, oyun ve benzeri ürünlerin hukuken korunabilmesi için öncelikle eser sahibinin, sahip olduğu haklarını ve ne şekilde kullanabileceğini, bunları üçüncü kişilere nasıl devredeceğini bilmesi gerekir. Aksi halde hukuken geçerliliği olmayan, batıl işlemler nedeniyle gerçek eser sahipleri veya eserin mali haklarını devralan kişiler önemli hak kayıpları yaşayabilir.

Bu kapsamda, eser sahipliği ve eserler üzerindeki menfaatlere ilişkin haklar bu yazımızda değerlendirilmiştir.

Yasal Düzenleme

Türkiye’de fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahiplerinin hakları 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda (“FSEK”, “Kanun”) düzenlenmiştir. Kanun; esas olarak, eser sahipleri ile bağlantılı hak sahipleri olan icracı sanatçılar, fonogram yapımcıları, film yapımcıları, televizyon ve radyo kuruluşlarının ürünleri üzerindeki   manevi ve maddi haklarını korumakta, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemekte ve aykırı yararlanma halinde yaptırımlar öngörmektedir. FSEK, eser sahipliği yanında eser ile bağlantılı hak sahiplerine de koruma sağlamaktadır. Bir başka ifadeyle, kanun kapsamında fikri yaratıcılığın ürünü olan her nevi fikir ve sanat mahsulü ile sahiplerinin menfaatleri korunmaktadır.

Eser ve Eser Sahipliği Tanımı

FSEK uyarınca; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim, edebiyat, musiki, güzel sanatlar yahut sinema eserleri olan her türlü fikir ve sanat alanındaki ürünlere eser; fikri çaba sonucunda eser meydana getiren kişi ise eser sahibi olarak tanımlanmıştır.

FSEK’te düzenlenen eser türleri sınırlı sayıda olduğundan, Kanun’da sayılan eser türlerinden birine dâhil olmayan fikri ürünü eser olarak kabul etmek ve dolayısıyla hukuki korumadan yararlanmasını sağlamak mümkün bulunmamaktadır.

Birden çok kişinin meydana getirdiği eser, kısımlara ayrılabiliyorsa ortak (müşterek) eser sahipliği; buna karşılık birden çok kişi tarafından, her bir paydaşın hususiyeti ve katkısıyla ortaya çıkarılan bir eser söz konusu olup bu eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyor ve eser sahiplerinin eserin hangi kısmı üzerinde hak sahibi olduğu anlaşılamıyorsa iştirak (elbirliği) halinde eser sahipliği söz konusudur.  

Eser Sahibinin Hakları

Eser sahibinin, meydana getirdiği eser üzerinde mali ve manevi olmak üzere iki çeşit hakkı bulunmaktadır. Bu haklar o eserin meydana getirildiği andan itibaren eser sahibine ait olmaktadır.  

Eser sahiplerinin manevi hakları; Umuma arz hakkı (FSEK m. 14), eser sahibi olarak tanıtılma hakkı (FSEK m. 15), eserde değişiklik yapılmasını önleme hakkı (FSEK m. 16) ve eser sahibinin zilyed ve malike karşı hakları (FSEK m. 17), eserin aslına uluşma hakkı (FSEK m. 17/I), eseri tahrip etmeyi önleme hakkı (FSEK m. 17/II) ve sergileme hakkı (FSEK m. 17/III)]. haklarıdır.

Manevi haklar FSEK’te sınırlı sayı prensibine göre düzenlenmiş olup, bu haklara ilişkin koruma herhangi bir süreye tabi değildir. Eser sahibinin mali hakları ise; İşleme hakkı (FSEK m. 21), çoğaltma hakkı (FSEK m. 22), yayma hakkı (FSEK m. 23), temsil hakkı (FSEK m. 24), umuma iletim hakkı (FSEK m. 25) ve sonraki satıştan pay talep etme hakkıdır. (FSEK m. 45). Bu haklar, sınırlı sayı ilkesi kapsamında kanun koyucu tarafından belirlenmiştir.

Manevi ve malî hakların münhasıran eser sahibine ait olması, bu hakların ancak eser sahibi veya izin verdiği kişilerce kullanılabilir olmasını ve ayrıca üçüncü kişilerce izinsiz kullanılmaları halinde bu kullanımın engellenebilme yetkisini içermektedir.  

  • Eser Sahibinin Manevi Haklarını Devri

Manevi hakların, sağlar arası işlemlerle devri mümkün olmadığı gibi, bu haklardan feragat de söz konusu değildir. FSEK uyarınca manevi hakların devrine imkân tanınmamaktadır.  Ancak bahse konu hakların kullanma yetkisinin devri mümkündür.  

  • Eser Sahibinin Mali Haklarının Devri

FSEK kapsamında, eser üzerindeki hakların devri, oldukça katı şekil şartlarına tabii tutulmuştur. Buna göre;

  • Eser sahipliğinden doğan mali hakların devri sadece eser meydana getirildikten sonra söz konu olabilmektedir. Bu anlamda, henüz meydana getirilmemiş veya tamamlanmamış bir eser üzerindeki hakkın devrine ilişkin bir sözleşme batıl ve geçersiz sayılacaktır. Bununla birlikte, eser henüz meydana getirilmeden önce belli hakların devrine ilişkin taahhütte bulunulması mümkündür.  Bu durumda, eser tamamlandıktan sonra ayrıca bir devir veya lisans sözleşmesinin akdedilmesi zaruridir.
  • Tasarruf işleminin yazılı olarak yapılması ve hangi hakların hangi koşullar ile tasarrufa konu olduğunun tek tek ve açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.
  • Eser Sahibinin Mali Haklarını Devretme Şekilleri

FSEK’e göre eser sahibinin mali hakları devri iki usulde mümkün olmaktadır. Bunlar devir ve lisans (ruhsat) verilmesi usulleridir. Bunlar dışında FSEK madde 80 uyarınca komşu hak sahipleri açısından “izin” adında üçüncü bir yöntem de bulunmaktadır. Önemine binaen çalışmamızda yalnız lisans ve devir konu edilmektedir. 

Devir

Mali haklar yazılı bir devir sözleşmesi ile devredilebilmekte ve sözleşmede devir konusu haklar ayrı ayrı ve açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Devir sözleşmesinin yazılı olması ve devir konusu mali hakların açıkça düzenlenmiş olması şartları geçerlilik şartı olup, “mali haklarımı devrettim” ya da “çoğaltma vs. haklarımı devrettim” şeklindeki sözleşme hükümleri Kanun gereğince geçerli olmayacaktır.

Mali haklar, süreli ya da süresiz, ülkenin tamamı ya da bir bölgesi için, tamamen ya da kısmen, ivazlı (bir bedel karşılığında) veya ivazsız (bedelsiz) olarak devredilmesi mümkündür. Mali hakkı devralan hak sahibi, devir sözleşmesi ile kendisine devretme hakkı tanınmadığı sürece söz konusu mali hakkı eser sahibinin onayı olmaksızın üçüncü kişilere devredemeyecektir.

  • Lisans

Eser sahibi, eser üzerindeki mali haklarını devretmeksizin, lisans sözleşmesiyle sadece mali hakları kullanma yetkisini vermektedir. Bir başka anlatımla, lisans sözleşmeleri ile sadece kullanım yetkileri verildiğinden dolayı mali haklar esas itibariyle sahibinin malvarlığında kalmaya devam etmektedir.

Mali hakları kullanma yetkisi, yazılı bir lisans sözleşmesi ile lisans konusu haklar ayrı ayrı ve açıkça düzenlenerek verilebilmektedir. Devir sözleşmesi ile benzer şekilde, lisan sözleşmelerinde de yazılı şekil geçerlilik şartıdır. Keza, lisans hakkı ile kullanma yetkisi, yer, süre ve içerik bakımından sınırlı veya sınırsız; bir lisans bedeli karşılığında ya da bedelsiz olarak verilebilmesi mümkündür

Mali hakkı devralan kişinin bu mali hakkı eser sahibinin izni olmaksızın üçüncü kişilere devretmesini engelleyen düzenleme lisans hakkı bakımından da geçerlidir.

Lisans sözleşmesiyle sağlanan hakkın devirden farkı ise, özel olarak belli hak veya haklarla ilgili kullanma yetkisinin sunuluyor olmasıdır.

  • Eser Üzerindeki Hakların ihlali

Bugün tüm dünyada eser sahiplerinin hakları gelişen teknolojik araçlar kullanılarak çeşitli şekillerde ihlal edilmektedir. Eser sahiplerinden izin alınmaksızın eserler çoğaltılmakta, yayınlanmakta, temsil veya umuma arz edilerek eser sahiplerinin başlıca mali haklarına tecavüz edilmektedir. Bu durumu göz önünde bulunduran kanun koyucu, çeşitli hukuki imkânlar getirerek eser sahibinin haklarını korumaya çalışmıştır.

Manevi ve malî haklara tecavüz halinde, FSEK bakımından açılabilecek hukuk davaları; manevi haklar bakımından tecavüzün ref’i davası, malî haklar bakımından tecavüzün ref’i davası, tecavüzün men’i davası, manevi tazminat davası, maddi tazminat davası, elde edilen karın verilmesi davasıdır. Hukuk davalarına ek olarak, Cumhuriyet Başsavcılığa suç duyurusunda bulunarak ihlale sebebiyet verenler hakkında ceza yargılaması sürecinin başlatılması da mümkündür.

Sonuç ve Değerlendirmeler

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince bir eser meydana getiren kişi veya kişiler, bu eserin sahibi olmaları nedeniyle birtakım mali ve manevi haklara sahip olmaktadırlar. Bu haklar yalnız Kanunda sınırlı şekilde sayılanlardan ibarettir. Eser sahibinin eseri üzerindeki hakları ve bu hakların korunması, dijitalleşmenin yoğunlaşmış olduğu günümüz teknoloji çağında önemini her geçen gün daha da arttırmaktadır. Özellikle teknolojik araçlar kullanılarak daha kolay ihlal edilmesi bu hakların etkin şekilde korunma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.

Fikir ve sanat eserlerinin gerçekten korunabilmesi için, öncelikle eser sahibinin, sahip olduğu haklarından bilgi sahibi olması ve bu haklarını ne şekilde kullanabileceğini, bunları üçüncü kişilere nasıl devredeceğini bilmesi ile mümkün olabilecektir. Aksi halde hukuken geçerliliği olmayan, batıl işlemler nedeniyle gerçek eser sahibinin veya eserin mali haklarını devralan kişilerin hak kayıpları yaşaması gündeme gelebilecektir.